KANSER HASTALARINA KOÇLUK DESTEĞİ
Kanser hastalığıyla yaşamak günbegün sürdürülmesi gereken bir mücadeledir. Kanser hastaları, sağlıklı olan insanlardan çok daha güçlü ve cesaretlidir. Hastalık, karakterlerini güçlendirir, onlara daha geniş bir bakış açısı sağlar. Hastalıkları nedeniyle yaşama ve gerçekliğe dair zorunlu olarak edindikleri bilgiler, geri kalanların bilebildiğinden daha çok, sahici ve kimileri için daha ağırdır.
Bu hastalık, yaşamlarını her açıdan etkiler; aile ilişkileri, finansal konular, iş, ebeveynlik, yasal sorumluluklar, tutum ve davranışlar, duygular (depresyon, güçsüzlük, kaygı, artan duygusallık, öfke, korku…) gibi.
Tıbbi müdahaleler ve tedaviler, her şeyden önemlidir. Ancak koçluk da değerli, ilave bir destek olarak düşünülebilir. Koçluk, kişiyi;
en önemlisi;
Yaşam koçluğunun profesyonel uygulamaları, yöntemsel olarak, bu ilave destek için son derece elverişlidir.
Yaşam Koçluğu, psikoterapik bir süreç değildir.
Şimdiye ve kişinin yaşamayı tercih edeceği gelecek potansiyeline odaklanan bir hizmettir.
Kişi ve ailesi bu hastalıkla mücadele ederken, aynı zamanda süre giden yaşamın kalitesini yükseltmek hedeflenir.
Hizmetin Tanımı
Koçluk, hizmeti alanla yüz yüze yapılır.
Görüşmenin odağını kişi oluşturur ve koç; güçlü sorular, gözlemler, geri bildirimlerle kişiye katkıda bulunur.
Koçluk seansları, 60 dakika sürer. Sıklığını kişi belirler.
Çalışma Alanları
Koçluk Hizmeti Almanın Faydaları
Hasta yakınlarının gösterdiği olumlu yaklaşım, yakın ilgi ve hoşgörü, hastaya uygulanan tıbbi yardım kadar faydalıdır. Belki daha da etkili ve faydalıdır. Çünkü hastanın morale ihtiyacı olur, “moral” vermek amacıyla söylenen beyaz yalanlara değil. Hastanın morali yerindeyse herkesin morali düzelir. Moral vermek için söylenen yalanlar ve yapmacık mutluluk tabloları hasta tarafından zaten genellikle hissediliyor, daha fazla acı veriyor. Birisi gerçekmiş gibi anlatır, diğeri inanırmış gibi dinler. Bu tiyatro sürer gider.
A good many vlauabels you’ve given me.
Haklısınız Murat Selgin. Koçluğun katkısı açısından olaya yaklaşırsam…
Basit gerçek şu; hepimizin sahip olduğu ‘hayatın sonluluğu’na dair travmatik bilgi, böylesi rahatsızlıklarla, belirsizlikleri yiten somut bir olguya dönüşüyor.
Bu hakikatle iç içe yaşayanın boş laflarla oyalanmaya değil, bir yandan hayatta olmakla ilgili iki kesin seçenekten biri olan mücadeleye devam ederken, diğer yandan, içinde bulunulan koşullarda yaşamı olası en iyi şekliyle sürdürmek üzere işbirliğine ihtiyacı oluyor.
Duygusal destek ailelerden ve uzman tıp profesyonellerinden geliyor. Bizim çabamız, bu sonucu dolaylı olarak doğuruyor.
Koçlukla yaptığımız, hastayı yaşamın gündelik eylemliliği içinde tutmak. Hastalık üzerindeki doğal ve yoğun dikkatinin bir kısmını, süre giden yaşamın gerçekliğine kaydırarak, hayatın içinde kalmasını sağlamak. Ki bu, hastayı anlamı olmayan doğaötesi sorgulamalara dalmaktan alıkoymakla, onu devam etmeye yüreklendirmekle kalmıyor, hasta yakınlarının kendi büyük kayıp korkularıyla mücadele güçlerini de arttırıyor.
Kimi zaman hasta ve yaşlı olanı kollamak, korumak, merhamet etmek, şefkat göstermek adına onun yapabileceği türden işleri bile kendisine yaptırmıyoruz. Farkında olmadan onu içinde bulunduğu hazin durumun içerisine daha çok itiyor, “sen nasılsa yapamazsın çünkü yaşlısın ve hastasın” mesajını veriyoruz. Belki ufak tefek de olsa ondan beklentilerimizin olması kendisini hayata bağlayacak vesileler oluşmasına sebep olacak. Cevabınızda belirttiğiniz gibi kişinin mücadeleye devam etmesi için sürdürmemiz gereken işbirliği, bahsettiğim türden hatalardan kaçınmak adına bilinçlenme gayretini göstermek olabilir mi?